
"...ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatları feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı??....."
Bir varmış bir yokmuş...
Sadece başlangıç varmış,sonu ise kimse bilmemiş bugüne kadar,son bilinmezmiş..
Başlangıçta sadece "o" varmış,saf ışıkmış saf potansiyel..herşeyi,bugüne kadar varolmuş ve olmamış herşeyi içinde gizliyormuş..
ama yalnızmış ve paylaşmak istiyormuş,çoğalmak,genişlemek...
Bir oyun oynamaya karar vermiş,kendini parçalara bölücekmiş ve o parçalarda kendilerini parçalara bölüceklermiş,ve onlarda,sonra diğerleride...
parlak ışık taneleri.."o" nun gibi,"o"nun gücünde,"o"ndan parçalar...oluşmuşlar.."ilk"lermiş..
sonra ikiye bölünmüşler "eş" ler oluşmuş..
ve onlarda bölünmüşler.."ikizler" oluşmuş..
"aileler".......
Ama oyunun bir kuralı varmış,parçalar oluştukları anda nereden geldiklerini ve kim olduklarını unutucaklarmış ve yaşam boyu,yaşamlar boyu birbirlerini arayacaklarmış
"tamamlanmak" için...
Çünkü her parlak ışık doğduğunda kendini "yarım" hissederek doğarmış,...
"o" bunu biliyormuş,bu yüzden aynı "aileden" olan her ışığa birbirlerini tanıyabilmeleri için bir "işaret" koymuş,bir çeşit "parmak izi"..
Birbirlerini bulabilmeleri için....
o kalabalıkta...
Tamamlanmak için...
Ama tamamlanmak zormuş,çünkü "aynı" olmak aynaya bakmak gibiymiş,
ve aynaya bakmak en zoruymuş...
sonra ne mi olmuş?
dedim ya başlangıç var sadece son yok,hikaye devam ediyor,
tamamlanana kadar....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder